Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Yapılması Düşünülen Kanun Değişikliklerinin Ceza ve İnfaz Hukuku Açısından Değerlendirilmesi
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Yapılması Düşünülen Kanun Değişikliklerinin Ceza ve İnfaz Hukuku Açısından Değerlendirilmesi Kamuoyunda Covid yasası olarak bilinen 5275 sayılı İnfaz Kanununun Geçici 10. maddesi, ikinci kez mükerrir ve denetimli serbestlik ile ilgili bayram tatili öncesinde getirilmesi düşünülen yasal değişikliklerle ilgili sıklıkla soru geldiğinden gelmesi beklenilen hususlarla ilgili toplu cevap mahiyetinde bir değerlendirme yapmak istedim. Elbette bahse konu değişiklikler, nihai olarak Meclisin takdirinde olup işbu yazıda belirtilen hususların somutlaşmış beklenti düzeyinde olduğunu ifade etmek gerekir.
Olası değişiklik ile 5275 sayılı İnfaz Kanunun 105/A maddesinin birinci fıkrasına; “Hükümlünün bu infaz usulünden yararlanabilmesi için koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az beşte birini ceza infaz kurumunda geçirmiş olması gerekir.” cümlesinin eklenmesi, yine kanuna eklenen Geçici Madde 11 ile; “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 105/A maddesinin birinci fıkrasında yapılan düzenleme, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlar bakımından uygulanmaz.” şeklinde ilgili denetimli serbestlik düzenlemesinin kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlar bakımından uygulanmayacağının ifade edilmesi değerlendirilmektedir. Olası değişiklik ile bir yıllık maktu denetimli serbestlik süresi bakımından herhangi bir değişiklik öngörülmemekle birlikte kısa süreli hapis cezalarında cezasızlık algısını doğuran “gir çık” olarak tabir edilen uygulamaların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Düzenlemeyle, hükümlülerin belirli bir süre ceza infaz kurumunda kalması sağlanarak cezanın etkinliğinin daha da artırılması mümkün olacaktır. Böylelikle olası düzenleme tarihi sonrasında işlediği suçtan ötürü 2 yıl hapis cezası kesinleşen ve infaz edilen hükümlünün koşullu tarihine dek olan sürenin 1/5’ini yani 73 gününü ceza infaz kurumunda geçirmesi gerekecektir.
5275 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin; “İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez.” şeklinde olan üçüncü fıkrasının; “birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır. Ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanır.” şeklinde değiştirilmesi düşünülmekle bu durumda ikinci kez mükerrir hükümlülerin koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik infaz uygulamalarından faydalanması mümkün hâle gelecektir.
İnfazda eşitsiz uygulamalara sebebiyet veren ve adalet duygusunu zedeleyen, benim de yasa yürürlüğe girmeden önce dahi eleştirdiğim 5275 sayılı İnfaz Kanunun Geçici 10. Maddesinde gerçekleştirilmesi düşünülen değişiklik ile 5275 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “tarihi itibarıyla” ibaresi “tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle” şeklinde ve “tarihinde geçici 9 uncu maddenin altıncı fıkrası kapsamında açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler,” ibaresi “tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler,” şeklinde değiştirilmesi, yedinci ve sekizinci fıkraları yürürlükten kaldırılması beklenmektedir. Bu değişiklik ile kişilerin elinde olmayan sebepler ile yargılamaların uzun sürelerde bitmesinin sonucu olarak ceza infaz kurumunda eşitlik ilkesine aykırı olarak suç tarihleri aynı olan hükümlülere göre daha uzun süre ceza infaz kurumunda kalmaları şeklindeki uygulamanın sona ermesi beklenmektedir. Özetle bu olası değişiklik ile 31/7/2023 tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar açısından 3 yıl daha erken açık ceza infaz kurumuna ve/veya denetimli serbestliğe ayrılabilme imkânı tanınacak, aynı veya daha önceki tarihte işlenmiş suçlar dolayısıyla yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar bakımından hükümlüden kaynaklanmayan nedenlerle meydana gelen gecikmelerin sonucundan hükümlünün olumsuz etkilenmemesi sağlanacaktır. Yedinci ve sekizinci fıkraların kaldırılması ile birlikte 31/07/2023 tarihi öncesinde işlenen suçlar açısından ikinci kez mükerrirler olan hükümlülerin de üç sene erken denetim ve açık hakkından faydalanmasının mümkün olacağını belirtmek gerekir.
Getirilmesi beklenen değişiklik ile özel infaz usûlleri yeniden düzenlenmesi beklenmekte, hükümlünün talebi üzerine kasten işlenen suçlarda toplam üç yıl, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise toplam beş yıl veya daha az haftasonu veya gece hapsi şeklinde çektirilmesine İnfaz Hâkimliğince karar verilebilecektir. Yine hükümlünün iş yaşamı ve ailevi durumu ile ceza infaz kurumlarının düzen ve işleyişine göre ceza infaz kurumu tarafından, süresi aynı olmak koşuluyla hafta sonu hapsinin hafta içi günlerde de uygulanabilmesi mümkün olacaktır. Yine mahkûmiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukukî sorumlulukları saklı kalmak suretiyle kadın, çocuk veya altmışbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam üçyıl, yetmiş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam dört yıl, yetmişbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam beş yıl, seksen yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam altı yıl veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilmesi mümkün olacaktır. Toplam on yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumunda cezasını infaz edemeyecek hükümlülerin cezasının konutta çektirilmesine infaz hâkimince karar verilebilecektir. Bu düzenlemede istisna suçlar öngörülse de istisna suçların kapsamı hakkında yorum yapabilmek için yasa teklifinin sunulmasını beklemek gerekir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 170. maddesinde düzenlenen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçuna ilişkin gerçekleştirilmesi düşünülen değişiklik ile ceza miktarlarının alt sınırının yükseltilmesi, bu suçun kişilerin toplu hâlde yaşadığı yerlerde işlenmesi hâlinde cezanın yarısından bir katına kadar arttırılması değerlendirilmektedir. (Havaya silahla ateş açma eylemlerine karşı oluşan toplumsal tepkinin düzenlemede etkili olduğu düşünülmektedir.)
5237 sayılı Kanunun 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçuna ilişkin cezaların arttırılması düşünülmektedir.
5237 sayılı Kanunun 220. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “dört yıldan sekiz yıla” ibaresi “beş yıldan on yıla“, ikinci fıkrasında yer alan “dört yıla” ibaresi “beş yıla” şeklinde değiştirilmesi düşünülmekte, böylece ilgili suça ilişkin ceza miktarının arttırılması değerlendirilmektedir. 220. maddenin 6. fıkrasının ise; “örgüte üye olmamakla birlikte örgütün işlemeyi amaç edindiği suçlardan birini örgüt adına işleyen kişi” şeklinde değiştirilmesi düşünülmektedir.
5237 sayılı Kanunun 223. maddesinde yapılması düşünülen değişiklik ile ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçu açısından cebir veya tehdit kullanılma ibaresi kanundan çıkartılmakta, cebir veya tehdit kullanma fiilleri, suçun unsuru olmaktan çıkarılmakta ve böylelikle bu fiiller bakımından gerçek içtima hükümlerinin uygulanması öngörülmektedir. Dolayısıyla bu suçu işleyen kişiler tehdit fiili nedeniyle ayrıca tehdit suçundan ceza alabilecek, bu yol kesme eylemleri nedeniyle toplam cezalar artmış olacaktır.
5237 sayılı Kanunun 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında gerçekleştirilecek değişiklik ile örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişiler açısından öngörülen ceza miktarı azaltılması, cezanın alt sınırının beş yıldan bir yıla indirilmesi düşünülmektedir.