Ceza İnfaz Kurumunda Bulunan Terör Örgütü Üyesinin Örgütle Bağının Kesilmiş Olduğu Kabul Edilmelidir
Ceza İnfaz Kurumlarında TCK’nın 314/2, 3713 Sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca silahlı terör örgütü üyeliğinden hükümlü olarak bulunan kişiler hakkında ceza infaz kurumunda gerçekleştirdikleri iddia olunan eylemler veya birtakım gizli tanık beyanlarına dayanılarak silahlı terör örgütü üyeliği suçuna ilişkin soruşturmalar başlatıldığı ve kamu davaları açıldığı görülmektedir. Bu hususta Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 17/03/2022 tarihli ve 2021/2264 E. , 2022/1573 K. sayılı kararı ve Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 16/03/2023 tarihli ve 2022/16629 E. , 2023/1762 K. sayılı kararları ile örgüt üyeliği suçlarının temadi eden suçlardan olduğu, yakalama ile örgüt üyeliği suçunun sona ereceği, dolayısıyla yakalamayla birlikte kişinin irade dışı olarak örgütten ayrıldığının hukuken kabul edilmesi gerektiği, cezasını devletin gözetimi ve denetimi altında ceza infaz kurumunda çeken kişinin eylemlerinin örgüt ile bağ kurduğuna işaret etmeyeceği ifade edilerek ancak yakalanan kişinin serbest bırakılması üzerine sonradan gerçekleştirdiği eylemlerle örgütle tekrar bağ kurduğunun anlaşılması halinde ikinci kez örgüt üyeliği suçundan cezalandırılmasının mümkün olacağı belirtilerek uygulama açısından yol gösterici iki karara imza atılmıştır. Örneğin Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 17/03/2022 tarihli ve 2021/2264 E., 2022/1573 K. sayılı kararına konu maddi vakıada isnat olunan suçlama; “el yapımı patlayıcı düzeneği krokisine ve düzeneğin çalışma prensibine yer verildiği anlaşılan ve ” Kolay gelsin sevgilerimle … ” şeklinde sona erdirilen not kağıdının havalandırma aracılığıyla diğer hükümlülere ulaştırılması” şeklinde ağır bir suçlama olsa dahi bu eylemin tek başına yüksek güvenlikli ceza infaz kurumunda devletin gözetimi ve denetimi altında bulunan sanığın örgüt ile bağ kurduğu kabulüne sebebiyet vermeyeceği ifade edilmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 16.03.2023 tarihli ve 2022/16629 E. , 2023/1762 K. sayılı kararı;